Muhabbet

Pragmatizm ve Evrim

Pragmatizm. Anlam olarak kişisel çıkarları çerçevesinde hareket etmek olan kelime. (Aslında çok daha derin bir anlamı var. Felsefe akımı olarak pragmatizm için tıkla) Biz insanların %95’i bu kelimeyi bilmesekte, bu şekilde hareket ederiz. Her birimiz bir olay anında kendi çıkarlarımızın tespitini yapar ve durumu buna göre şekillendirmek için uğraşırız. Günümüzün arabesk edebiyatında ve dayatılan yozlaşmış insan figüründe bu çok kötü bir davranıştır. Çıkarcı olmak her zaman kişiyi toplumun gözünde değersizleştirir. Peki pratikte neden bu durum görünmez. Yani toplumu oluşturan bireyler her seferinde, her olayda kendi çıkarlarını gözetirken, toplum nezdinde neden bu bir suç gibi algılanır. Bunun nedeni aslında çok basittir. Bu insanoğlunun bin yıllarca süre gelen adetlerinin ve günümüz modern toplumunun şekillenmesinde önemli bir yer teşkil eden haberleşme aygıtlarımızın marifetidir. Örneğin hristiyanlıkta kendini düşünmek büyük bir ayıp sayılırken, Katolik kilisesi tarih boyunca hep kendi çıkarları uğruna toplumu şekillendirmiş ve insanları öldürmüştür. Bu benim iddiam değildir. Bu yüzlerce yazılmış tarih araştırması kitaplarında ve Avrupa toplumlarının hafızasında var olan bir gerçekliktir. Bu sadece Hristyanlıkta değil değil dinlerde de net görülen bir durumdur. Mesela Müslümanlıktaki Cemel vakası buna örnektir. Veya Hz. İsa’yı öldüren Roma’lılarda buna örnektir. Peki insanlık tarihi boyunca bütün sistemler çıkarlarını gözetirken nasıl oldu da kişisel çıkar gözetmek suç oldu. Bunun cevabı benim kanımca, yönetimsel iktidara sahip oligarkların toplumu ellerindeki modern haberleşme teknolojilerini ve dini kullanarak etkisiz hale getirmesidir. Bu bağlamda baktığımızda bu durumu anlamak için çok zeki olmaya bile gerek yoktur. Bütün sistemler devamını sağlamak için size kötü olarak gösterdikleri her şeye başvurmaktan asla çekinmezler. Bunların içinde dini sistemler, devlet sistemleri ve günümüz toplumunda şirketler. Bu yazıyı okuyan insanların bir çoğu bir yerlerde yaşamlarını idame ettirebilmek için ücret karşılığında emeklerini satıyorlar. Şirket veya işletmelerin sahipleri de kişiler olmasına rağmen, kurumsal denilen bir kimlik oluşturuluyor ve yeni bir sistem yaratılıyor. Bu kurumsal kimlik sistemi içinde emeğinizin karşılığı kimi zaman kesiliyor, kimi zaman karşılığı daha düşük ücret ile verilmek isteniyor. Sizden her zaman daha fazla iş yapmanızı isteyen bu kurumsal kimlik, her defasında size daha fazlasını veremeyeceğini kafanıza vuruyor. Bu sistemler içinde biri çıkıp benim emeğimin karşılığı bu değil, daha fazla istiyorum dediğinde ise kurumsal aidiyet, kurumsal sadakat ve benzeri onlarca zırva ile kafanızı deliyorlar. Çelişkinin farkında mısınız? Siz daha fazla isteme hakkına sahip değilken,onlar daha fazla isteme hakkına her zaman sahipler. Bu ve benzeri sistemler nedeni ile insanlar her zaman kullanılabilir.

Peki biz insanlar neden pragmatist düşünürüz. Bu konuda bir çok kitap ve videodan sonra kendimce bir cevap buldum. Ben evrim teorisine inanan bir insanım. Bu teoriye göre, evrimleştiğimiz ilkel atalarımızın ne kadar ilerisinde olursak olalım, hala bazı kalıtsal özellikleri aynen taşıyoruz. Üremek, beslenmek, yuva sahibi olmak, ve bunun gibi davranışlar. Yani aslında ilkel benliğimiz nedeni ile istesekte istemesekte pragmatist oluruz. Bunun en güzel örneğini kuş yavrularında gözlemleyebilirsiniz. Anne ve babanın yuvaya taşıdığı bütün avları annenin ağzına ilk ulaşan yani rekabeti kazanan yani pragmatist olup kendini düşünen yavru alır. Bu biz insan yavrularında da öne çıkar. Kardeşler arasında (sağ duyusu ekstra gelişmemiş ise) hep bir rekabet vardır. Paylaşmak sonradan öğrenilen bir davranıştır. Yani ilkel benliğimizin, etkisi ile pragmatist oluruz. Bunu eğitmek ise biz gelişmiş olarak adlandırılan insanların tercihidir. Bazı zamanlarda cahil insanların küçücük çıkarları için her şeyi feda edebileceklerine denk gelirsiniz. Özellikle roman milletinde bu duruma çok denk geldim. Bu bir suç veya ayıp değildir. Bu toplumun evrimleşmesi süresinde o toplum içindeki rekabetin bu duruma izin vermemesinden kaynaklanır. Bu benim bilmediğim bir çok toplumda vardır. Hanedanlıklar, başkanlıklar, bakanlıklar sistemin ürettiği kurumlardır. Ve kurumların gücünü ele almak isteyen insanların %95’i bunu kendileri için isterler. Rüşvet yerler demiyorum. En temiz olanı bile bu makamın adı ile anılmanın gururunu hissetmek ister. Çünkü hepimiz doğuştan farklı olduğumuzu, özel olduğumuzu ve üstün olduğumuzu düşünürüz. Hepimizin içinden ileri çıkanlar ise pragmatizm gerçeğini kabul etmiş, toplum dayatmalarını red etmiş kişilerdir.

Sonuç olarak ilkel benliğini hala yaşatan biz insanoğlunun, bu durumun değerlendirmesini pragmatist insanların kurumlarına bırakması çok vahim bir hatadır. Toplum denilen oluşumun en büyük silahı pragmatizdir. Pragmatist yaklaşmadığımız her olay da değerlendirme hakkımızı saklı tutmalı ve bu değerlendirmeyi kendimizin yaptığına emin olmalıyız…

[socialpoll id=”2484632″]

Etiketler

Benzer Bloglar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu da ilginizi çekebilir

Close

Adblock yüzünden grüntülenemiyor. Lütfen Adblock kapatınız.

Please consider supporting us by disabling your ad blocker