Muhabbet

Bir adım sonrasının kaygısı

Bir adım atarak başladığımız hayata, peşi sıra adımlar atarak devam ediyoruz. Bebekken ilk attığımız adımdan sonrasını pek hayal etmezdik. Kendimizi boşluk, uçurum, çamur ve benzeri şeyler fark etmeksizin bırakırdık sonraki adıma. Yiğenim Duru bu konuda bana canlı örnektir. Çekyatın üstünden boşluğa doğru adım atarken çok yakaladım onu. Her seferinde ben tuttuğumdan dolayı bunu oyun sanıp benim olduğum her zaman bunu denerdik. Neyse ki artık büyüdü ve farkında bazı şeylerin. Bu süreçte düşünürken biz ne kadar büyüdük diye bir soru geldi aklıma. Ya da büyümek korkmak mıydı gerçekte. Çünkü 2 yaşındaki bir çocuk gözünü kırpmadan hedefe ulaşmaya çalışırken, biz hedefimize doğru yola çıkmadan onlarca bahane yaratıyoruz kendimize. Hangimiz daha büyük ya da hangimiz daha cesur ?

Hepimizin idame ettirmek zorunda olduğu bir hayatı var. Hepimiz kendi hayatlarımızın gidişatında aslen sorumlu olan kişileriz. Bir çok bahanemiz olabilir ama ben tercihlerimizin her koşulda fikirsel ve enerjisel olarak bizim tarafımızdan yaratıldığına inanırım. Bu yaratımlarımızın da bize tecrübe olarak geldiğini düşünürüm. Burada ki asıl sorum şu ? biz küçükken yarattıklarımızı deneyimlemekten korkmazken, neden büyüdükçe yaratımlarımızı deneyimlemekten korkar oluruz. Ya da korkularımıza yenilerek neden yaratımlarımızı sınırlandırırız. Bu hayat denen yolculukta nasıl olur da daha ileriye gitmemiz gerekirken, düşsel anlamda daha geriye yani gerçeklik olarak tanımladığımız kavrama gerileriz.

Bilimsel olarak neden sonuç ilişkisi ortada duran bir gerçekliktir. Bir şeyin olması için bir nedenin olması gerektiğini öğreniriz. yaş ilerledikçe ve biz korkaklaştıkça bu durum sonuçtan çok nedenlere takılmamıza sebep olur. Artık bir şeyin sonucuna ulaşmadan önce, o sonuca ulaşmamız için kafamızda yarattığımız nedenleri düşünürüz hep. Yani şartların olgunlaşması gerçekliğini yaratarak, şartlara bağımlı hale geliriz. Bu durum bizim zihnimizin bize bir oyunu mudur?

Bu sorunun cevabını arıyorum ne zamandır. Bu sorunun kökeninin çok çok eskilere dayandığına dair bir çok ip ucu buldum. İlk çağ Yunan filozoflarının gerçeklik ile iniltili kavramları neden dikte ettiklerinin mantığını anlamaya başlıyorum. Sorun Dünya’yı anlamak değil aslında, sorun kendimizi anlamakta. Kendinizi ne kadar anlıyorsunuz.

[yasr_visitor_multiset setid=1]
Etiketler

Benzer Bloglar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu da ilginizi çekebilir

Close

Adblock yüzünden grüntülenemiyor. Lütfen Adblock kapatınız.

Please consider supporting us by disabling your ad blocker